Friday, August 24, 2012

Metin Kurt



Somadeva!
Somadeva!
Kavga sonuna kadar
kav-ga

Metin Kurt: hatirlarmisiniz bu ismi? Ama bugunku gazetelerde Metin Kurt'un aramizdan ayrildigini veren haberlerden degilde, eski gunlerden. Galatasaray'da futbolcu olmanin yaninda futbol sahalarindaki isyanin, baskaldirinin ismi Metin Kurt'u hatirlarmisniz. Futbolcularin mal gibi alinip satildigi donemdeki baskaldirinin ismi olan Metin Kurt'u.  

Yillar once 1970 lerin sonunda, Besiktas'ta simdiki Uskudar iskelesinin solunda kalan bir kahvehanede gorup merhaba dedigimde, beni tanimadigi halde masasina cagirip konusan ve hayatta en cok sevdigi siirden bir parca okuyan Metin Kurt. Oynadigi futboldan dolayi milyonlari kendisine hayran birakan Metin Kurt, kendisini ornek alan insanlara esas ornek alinmasi kisilerin kendisinin degil, Deniz'lerin Mahir'lerin ornek alinmasini isteyen Metin Kurt. Futbolcularin hakkini aramasi icin sendika kurulmasinda on ayak olan Metin Kurt. Sakat oldugu halde milli takima cagirilmasina ragmen, oynamadigi mac icin kendisine verilen primi hakketmedigini dusunerek almayi reddeden Metin Kurt. Galatasaray kulubunun butun futbolculara zamanin parasiyla 110 bin TL verdigi icin buna karsi cikip, temdit hakkini kullanip 30 bin TL yi alan Metin Kurt. Bundan dolayi kadro disi birakildiginda, protesto icin sakal biraktiginda "komunist" damgasi vurulup hakkinda sorusturma acilan Metin Kurt. Hakkini ve takimdaki diger futbolcularin hakkini aradigi icin kadro disi birakilan Metin Kurt.

Yanlizcana oynadigi futbol ile degil, artik bu zamanda zor bulunan kisiligiyle; insanligiyla; durustluguyle; insan bir kisi olarak  hatirlanmasi gereken Metin Kurt.
Sadece Metin Kurt. Topragin bol olsun...


Thursday, July 26, 2012

Ayak izlerimizi geriye takip ederek gecmise geri donebilirmiyiz...

yoksa gecmis hic ummadigimiz anda bize geri donebilirmi, eger beklemeyi bilirsek.

Thursday, September 15, 2011

All those moments will be lost in time, like tears in rain*


Tam 20 sene once, ayni bugunlerdeki gibi siradan bir Eylul gunu, hic sirasiz bir sekilde kabettik Metin Oktay'i.

*Blade Runner

Friday, July 22, 2011

Conceptual metaphor


*Because I could not stop for kiss,

She kindly stopped for me…

Siz hic uzun yillar once sirilsiklam asik oldugunuz birisini, 30 yil sonra gordugunuzde oturup karsilikli konusurken; koyu demli sicak cayiniza katik olan, uzerinden sicak dumanlari tutmeyen ama hala tazelegini koruyan simiti yedikten sonra hararetli bir sekilde opusup o simitin susamlarini ve demli cayin tadini agzinizda hissettinizmi? ben hissettim, ama ruyamda…

Uyandiginizda bunlarin hic birisinin olmadigini anlayipta, kendinizi ruyadaki sevgilinizin yedigi simitin yerlere serpilen susamlari gibi hissetinizmi? Ben onuda hissettim, ama gercek hayatta…

Yillardir her optugumuzde agzimizda ictigimiz o koyu, demli ve sicak bir cay gibi tad birakan, o guzel tadi artik niye hissetmiyoruz?

Niye kendimizi yerlere sacilan susam gibi hissediyoruz? Yoksa ruyalarla gercek hayat birbirinin icine girmiste, biz hangisinin ruya hangisinin gercek oldugunu bilmiyoruz?

Bir gun o tadi gene verecek o guzel sevgiliyi, Galatasaray’i bekliyoruz…


*Because I could not stop for Death,
He kindly stopped for me

Emily Dickinson


Sunday, July 3, 2011

Tuhaf zamanlar


Yillar gectikce sadece degerlerinizi kaybetmekle kalmiyorsunuz, o degerleri yaratanlarida kaybediyorsunuz: simdi kaybetme zamanidir...

Sunday, March 13, 2011

Darwin says...


"It is not the strongest of the species that survives, nor the most intelligent that survives. It is the one that is the most adaptable to change"

Bu blogun baslangicinda yazilmis bir acilis yazisi vardi "ayran, pide, meysu..." baslikli (http://galatasaraykommissar.blogspot.com/2009/01/ayran-pide-meysu.html) Bu yaziyi tekrardan ortaya cikarmak istiyoruz, sebebide bu yil Galatasaray'da olan olaylar ve gelismeler.

O yazida da dikkati cektigimiz, ulkenin 1980 den sonraki olan degisimine Galatasaray'in nasil cevap verdigi veya veremedigiydi. Turkiye 1980 den iytibaren buyuk bir degisime ugradi, bunu bazi kimseler iyi bazi kimseler kotu olarak gosterebilir ama biz bunun iyi olup olmadigini tartismayacagiz. Biz Galatasaray'in bu degisimden nasil etkilendigi veya daha baska bir deyisle nasil etkilenmedigininden bahsedecegiz.

O yillarda, 1980 ihtilali sonrasi Turkiye'de yapilan ilk secimlerden sonra Turkiye buyuk bir degisime girdi. Gerek ekonomik olarak gerekse sosyal olarak. Zamanin basbakani Turgut Ozal ulkenin taslarini yerinden oynatti, hemde her bakimdan. Sozunu ettigimiz degisim tabiki her alana hemen girmedi, uzunca bir sure surdu. Bu degisimden ulkenin en buyuk spor etkinligi futbolda nasibini aldi tabiki.

Yillardir sayili bir taraftar kitlesine sahip Galatasaray'da kimse uzun yillardan suregelen sampiyonsuzluk senelerine ragmen Galatasaray kulubunun ilkelerinden taviz vermedi. Kulup hala Liseden gelenlerin yuruttugu bir kitle tarafindan yonetiliyordu ki bu kitle ulkenin "
crème de la crème" tabakasindan gelmekteydi. Ulkeye sanatcilari, diplomatlari, yazarlari, entellektuelleri, is adamlarini yetistiren bir irfan yuvasiydi bu, ulkenin "crème de la crème" iydi bu tabaka. Aslinda ulkeyi yoneten kisilerde bu "seckin tabakanin" arasindan gelmekteydi. 1980 ihtilalinden sonraki secimlerde gozle gorulur bir degisiklik olusmaya basladi, ulkeyi yoneten "seckin tabaka" yerini "populist bir tabakaya" birakmaya basladi. Ulke degisime ugrayinca bu populist tabaka Galatasaray'a da girdi. Tabiki hersey tepeden inme olmadigi icin bu degisim hemen olmadi, 2000 li yillarin basindan itibaren surec hizlanmaya basladi ve bu gunlere gelindi.

Galatasaray hala bu degisime ayak uydurmaya calisiyor: bu posizyonda karisisina Darwin'in unlu sozu geliyor aklimiza
"It is not the strongest of the species that survives, nor the most intelligent that survives. It is the one that is the most adaptable to change" Galatasaray'in onunde iki secim var: ya bu degisime ayak uyup diger takimlardan farki kalmamasi veya ayak uyduramayip zamanin buyuk takimlarindan olan "Vefa", "Istanbulspor", "Altinordu" gibi zamanin icinde kaybolmasi. Ikinci secenegin olmasi kulubun sahip oldugu seyirci kitlesi yuzunden mumkun degil, degisime mecburen ayak uyduracak. Ama bilmemiz gereken, eskiden bildigimiz Galatasaray'in artik olmayacagidir.

Elimizi, yukardaki resimdeki Baba Gunduz gibi cenemize koyduk dusunuyoruz: biz artik ne tur Galatasaray'li olacagiz....





Saturday, December 18, 2010

Gone but not forgetten!!!



Haber vermekte gec kaldigimiz, aci bir haber bu bizim icin.
14 Ekim 2010 da, 83 yasinda hayatini kaybetti.
Seni hic unutmayacagiz fedora sapkali adam...